Search

Damien Chazelle: Çağdaş Auteur 


Türkçe’ye yazar olarak çevrilen Fransızca auteur kelimesi etrafında toplanan Auteur Teorisi, bir filmin yönetmeninin eserin "yazarı" olarak anılmasını savunmaktadır. Önemli Fransız dergisi Cahiers du Cinéma’da eleştirmen olarak yazan, yönetmen François Truffaut, 1954 tarihli “Une exacte tendance du cinéma français” (“Fransız sinemasında eğilim”) denemesinde auteur kavramını geliştirmiştir. Auteur teorisine göre film, yönetmenin sanatsal vizyonunun bir yansımasıdır. Spesifik bir yönetmenin elinden çıkan film, izleyicisine yönetmenin kim olduğunu fark ettirmekle beraber, o yönetmenin filmografisi boyunca tutarlı bir sanatsal kimlik göstermesine yardımcı olur. Bunlara yinelenen temalar ve belirli görsel imzalar da dahildir.


Auteur olarak taçlandırdığı birkaç yeni Fransız yönetmenin filmleri hakkında yazan Truffaut, denemesinde ana akım stüdyo filmleri ile auteur yönetmenlerin arasındaki farkları gözler önüne serer. Kendisinin filmler hakkındaki düşünceleri, La Nouvelle Vague (Fransız Yeni Dalgası) akımının önde gelen fikirlerinden olurken; Amerikan film kritiği Andrew Sarris de Truffaut’tan seneler sonra teoriye üç kriter ekleyerek “auteur” unvanını elde etmeyi güçleştirir. Sinema kuşağımızda son on yıl içerisinde ismini yeni yeni duymaya başladığımız Damien Chazelle, kısa zamanda bu üç kriteri de sağlayarak “auteur” unvanını kazanma yolunda sinema kuşağımızdakilerin önüne geçmiştir.

Bu kriterlerden ilki, teknik yeterliliğe sahip olmaktır. Auteurler, teknik film yapım yeteneklerinin zirvesinde olmakla beraber film yapımının birçok yönüne kendini dahil etmelidir. Bu bağlamda bakıldığında Chazelle, ilk üç sinema filminin hem yönetmeni hem de yazarıdır: ‘Guy and Madeline on a Park Bench’ (2009), ‘Whiplash’ (2014) ve ‘La La Land’ (2016). Başarılı yönetmen, kendini dördüncü sinema filmi ‘First Man’ (2018)’de de yönetmen ve yapımcı koltuğuna yerleştirmiştir.


Auteur yönetmen olmanın ikinci kriteri ise ayırt edici bir kişiliğe sahip olmaktır. Auteurlerin tanımlanabilir kişilikleri ve tarzları onları diğer teknik açıdan yetenekli yönetmenlerden ayırmalıdır. Bir auteur’ün çalışmalarına bakıldığında, tutarlı film yapım yöntemleri ve kapsanan spesifik konular olduğu görülür. Auteurizmin temel ilkelerinden biri, auteurlerin inkâr edilemez bir şekilde kendilerine ait olan filmler yaratmalarıdır. Yönetmenin imzası olarak benzer üslup özellikleri sergilenmelidir. Chazelle'in filmografisinin hepsinde ortak iki tema vardır: caz ve tutku. Filmlerinin hepsi son derece ilham verici olmakla beraber, “hayallerinin peşinden gitmek” konsepti, yönettiği dört filmin de ortak temasıdır. ‘Guy and Madeline on a Park Bench’te caz sevgisi ve trompet çalmaya olan bağlılığıyla ana kahraman Guy’ın yaşadığı ikilemi göstererek büyük ekran macerasına başlayan Chazelle, ‘Whiplash’te en iyilerden biri olma ihtiyacı taşıyan ve bunu başarmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olan genç caz davulcusu Andrew Neiman'a odaklanır. ‘La La Land’de ise aktris olmak ve bir caz barı açmak gibi hırslarının ve hayallerinin açıkça peşinden koşan Mia ve Sebastian karakterlerini yaratmıştır. Son olarak, ‘First Man'de Neil Armstrong'un uzay yolculuğunu, aya adım atmaya olan bağlılığını, kendini bir hayale adamasını ve buna karşı duyduğu tutkuyu “Chazelle imzası” ile gösterir.

‘Guy and Madeline on a Park Bench’, ‘Whiplash’, ‘La La Land’ ve ‘First Man’, sadece Damien Chazelle'in mükemmelleştirebileceği filmlerdir. ‘Whiplash'te kullandığı, aşırı rekabetçi bir lise caz grubunda olma veya ‘La La Land’deki kariyer farklılıkları nedeniyle yaşadığı ayrılığı gibi kişisel deneyimlerini aktardığı filmlerinde müzik kullanımı da son derece önemlidir. Chazelle ve müzik ortağı/bestecisi Justin Hurwitz için filmlerindeki müziği ön plana çıkarma eylemi olmazsa olmazlarındandır. Kendi deneyimlerinden dolayı, caz müziğini olay örgüsüne ve karakterlere işleyen Chazelle; ön çalışmaların, kaynak materyallerin veya adapte edilecek metnin etkisini sorgulamadan, yalnızca senaryoyu ekrana dönüştüren, zamanın geleneksel stüdyo yönetmenlerine tamamen bir tezat oluşturmaktadır.


Bir auteur yönetmen olmanın üçüncü ve son kriteri ise içsel bir anlama sahip olmaktır. Auteurler, çeşitli anlamlara sahip ve insanın doğası hakkında söylenecek çok şey olan filmler yaratmalıdırlar. Auteur filmleri, büyük stüdyolar tarafından yaratılan katıksız eğlence odaklı gösterilerin ötesine geçerek, yönetmenlerin hayata dair iç görülerini ve derin düşüncelerini açığa çıkarmalıdır. Chazelle, tüm filmlerinde karakterleri benzer felsefi çatışmalar etrafında inşa etmiştir. Yüksek başarılar elde etmek için mücadele eden karakterler ve bunu başarmak için yaptıkları fedakarlıklar Chazelle’in filmlerinde hikâyenin temel çatışmalarıdır. Genç yönetmen, buna kişisel deneyimlerini de ekleyerek, hayatın içinden gelen soruları senaryolarına yerleştiren modern auteurlerden biri olmaya hak kazanmış ve bunun getirisini de en genç ‘En İyi Yönetmen’ Oscar’ını ve kariyeri boyunca aday olduğu 94 ödül kategorisinin 34’ünü kazanarak kanıtlamıştır.



0 comments

Recent Posts

See All